|
|
07/03/2006
HERŞEY SENDE GİZLİ
Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatlarının çırpındığı kadar hafif Kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakinin gördüğüdür rengin Yaşadıklarını kar sayma Yaşadığın kadar yakınsın sonuna Ne kadar yaşarsan yaşa Sevdiğin kadardır ömrün Gülebildiğin kadar mutlusun Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma herşeyi Sevdiğin kadar sevileceksin Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın Bir gün yalan söyleyeceksen eğer Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret Ve sevgiline hasret duyduğun kadar yakınsın Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin İşte budur hayat! İşte budur yaşamak! Bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin Bunu da öğren: Sevdiğin Kadar sevilirsin...
KULA BELA GELMEZ
HAK YAZMAYINCA
HAK BELA YAZMAZ
KUL AZMAYINCA
25/01/2006
MERKEP OLABİLMEK
Günlerden birgün, köylerden birinde, adamın birinin eseği, susuz bir kuyuya düşer. Hayvancık saatlerce acı içinde kıvranıp, kendi dilince bağırıp çağırınca, sesini duyan sahibi gelip bakar ki vaziyet kötü. Adamcağız köylüleri yardıma çağırır. Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kalır. Sonunda karar verilir ki, kurtarmak için bunca çalışmaya değmez. Tek çâre, kuyuyu toprakla örtmek. Küreklerle kuyunun içine toprak atılır. Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döker. Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yükselir ve sonunda yukarıya kadar çıkar. Köylüler, bu ummadıkları durum karşısında ağızları açık bakakalırlar...
Hikmet: İşte hayat, çoğu zaman bizim de üzerimize abanır. Toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur. Bunlarla başetmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp silkinmek. Kör kuyuda olsak bile...
AŞK NEDİR????
Aşk Nedir?
Aşk iyi geceler öpücüğünü uzun tutmaktır. BEKLENTİDIR. Aşk delicesine flört ederken yanındakinin hiçbirşey yapmama özgürlüğünü saklı tutmaktır. SAYGIDIR. Aşk zaaflarınız olduğunu ortaya çıkarır. KABULLENMEKTİR. Aşk şimdi zamanı değil diye beklemeyi bilmektir. SABIRDIR. Aşk saçlarda başlayıp topuklarda biten gezintidir. KEŞİFTİR. Aşk sevişelim demeden sevişmek, yanındakinin ne istediğini bilmektir. ANLAŞMAKTIR. Aşk korumaktır. SORUMLULUKTUR. Aşk ciddi bir tokalaşmayı kıkırdamaya dönüştürmektir. MİZAHTIR. Aşk "durma yoksa seni öldürürüm" lafını duymaktır. ŞEHVETTİR. Aşk sevgilinizin ne olduğunu bütün çıplaklığı ile görmektir. GERÇEKTİR. Aşk saatin kaç olduğunu bilip aldırmamaktır. NEŞEDİR. Aşk sizi kucaklayan kolların sizi daha çok sarmasıdır. MUTLULUKTUR. Aşk gecenin bir vaktinde "sen uyu benim yatmam gerek" dediğinizde "uyanık kalıp biraz daha seni görmek isterim" yanıtını almaktır. SICAKLIKTIR. Aşk tanıdığınızı sandığınız insanın yeni yanlarını keşfetmektir. TAZELİKTİR. Aşk uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır. DÜŞLERİN GERÇEK OLMASIDIR. Aşk kocaman yatağın üçte birine sığışmaktır. YAKINLIKTIR. Aşk "sızlayan burun ucu" lafının anlamını bilmektir. DERSTİR. Aşk ecza dolabını açtığında, dişmacunu kapağını kapatılmamış bulmaktır. UYUMDUR. Aşk pencereden baktığında kiminle olduğunu anımsamaktır. DÜŞÜNCEDİR. Aşk rüzgarın ağaçların arasında dolaşırken çıkardığı sesi dinleyip, sevgilinin yanında olmadığına hayıflanmaktır. YALNIZLIKTIR.
GÜL YAPRAĞI
Uzakdoğu'da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu. Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üsünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. İçerideki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.
Erkek Olmak
Erkek Olmak
ERKEK OLMAK; Geniş omuzlara sahip olmak değildir... Önemli olan; o omuzlara yaslanana ne kadar güven verdiğidir... Yaslanacak doğru insanı bulmaktır...
ERKEK OLMAK; Kalın bir sese sahip olmak değil... Önemli olan; nazik ve duygulu cümleler kurabilmektir... Karga gibi sesin olsa da onu şarkı gibi dinleyecek birini bulmaktır...
ERKEK OLMAK; Romantik bir ortamda güzel sözler fısıldamak değildir... Önemli olan; her sözünün kalbinden gelmesidir... Yüreğinden dinleyecek birini bulmaktır...
ERKEK OLMAK; Vurdu mu oturtmak değildir... Önemli olan dokunuşundaki yumuşaklıktır... Dokunduğunda sorunlarından kurtulacak birini bulmaktır...
ERKEK OLMAK; Büyük ve ağır eşyaları kolay kaldırmak değildir... Önemli olan; hayatın yükünü cesurca taşıyabilmektir... Yükü taşırken yanında sıkılmadan yürüyecek birini bulmaktır...
ERKEK OLMAK; Güçlü bir vücuda sahip olmak değildir... Önemli olan; o vücutta nasıl bir kalp taşıdığıdır... Taşıdığı kalbin kıymetini bilen birini bulmaktır...
21/11/2005
Gel,Muhammed'i (S. A. V. )Bulalım !
Alemlerin ışığı... Muhammed Mustafa (S. A. V) Efendimiz... Dünya onsuz kapkaranlık... Her yanda kan, gözyaşı, çile... Müminler sahipsiz, yetimler şefkatsiz. fakirler yorgansız, ödünsüz, ateşsiz, aşsız.
Hey dünya hey... Yaratılışdan beri bu kadar zulme şahit olmadı dünya... Dünya merhametsiz kaldı. Dünya muhabbetsiz kaldı. Dünya Muhammetsiz kaldı... Dünya Muhammedden (S. A. V) yetim kaldı. Anınçün dinmez dünyanın gözyaşları, anınçün hep ağlar durur dünya...
Güneş doğmadan sabah olur mu? Yağmursuz yeşerir mi? çimenler... Meltem rüzgar lan esmese bu hayat yaşanır mı?... Mumammed'siz yaşanır mı?.. Sevgisiz, aşksız neye yarar hayat? Hey insanlar... Muhammedi Nurdan mahrum insanlar... Şefkatsiz, merhametsiz, sevgisiz insanlar... Hey insanlar... Kapkaranlık uçurumlarda, yıldızsız gecelerde, uykuya mağ*lup sabahlarda...
Hey insanlar hey... İslamsız insanlar... Namazsız, secdesiz, Kuran'sız insanlar... Tebessümsüz, gülsüz, yüreksiz insanlar...
Hey müminler hey... Köle müminler... Beyinleri kelepçelenmiş, dillerine pranga vurulmuş Müminler, yurtlarında mahkum müminler, yeryüzünde mazlum müminler...
Evler.. zindan evler, Kur'an tilavetinin duyulmadığı, Yasinsiz, Fatihasız, Amelsiz evler... Evler, sıkıntı dolu, haram dolu, stres dolu, kapkaranlık evler... Evler, Muhammed'in (S. A. V) sünnetinden mahrum evler...
Geceler... Gaflet dolu geceler, günah dolu geceler, İffetsiz, hayasız, diskotekli, barlı, gazinolu geceler... Geceler. hayvancasına eğlen*ce, şehvet, rezalet dolu geceler...
Hayat... Bu hayat mı? Kur'ansız hayat-hayat mı? Islamsız hayat; Robotlar gibi hayat... Kavga dolu, cinayet dolu, kin dolu, faiz dolu, rüşvet dolu hayat... Bu hayat mı?..
Hayat Muhammet Mustafa (S. A. V)'nın hayatıdır, hayat Asrı Saadet tir.. Hayat Nur Muhammed'imizin sünnetidir Hayat Allah aşkıdır.
Hayat edebi hayata hazırlanılandır, hayat insanların elele, dil dile gönül gönüle olduğu hayattır...
Hayat namazdır, Hayat teşbihtir... Hayat teheccütlerle ihya edilen seferlerdedir. Hayat gecenin karanlığında camilere yönelen adımlardadır
Hayat Muhammet'le (S. A. V) güzeldir. Hayat sabahlamaktır Secdelerde sabahlamaktır
Hey kardeşler... Hey müminler, hayat Muhamedimin hayatıdır.. O'nun yüce Sünnetidir.
Arayalım Muhammedimizi (S. A. V). O'nun sünnetini arayalım. O'nun izzetini arayalım... Kuran'a koşalım. Hayatı bulalım. Saadeti tadalım.
"Hey arifler, hey aşıklar Gel Muhammed'i bulalım. Ey dost yolunda sadıklar Gel Muhammed'i bulalım. Doludur aleme nuru İki cihanın serveri Nerde ise onun nuru Gel Muhammed'i bulalım. Muhammed diridir ölmez Taze güldür hergiz solmaz O'nu seven gafil olmaz Gel Muhammed'i bulalım. Gel kalma dünya elinde Cihanın mülkü malında Muhammedin evladında Gel Muhammedi bulalım. Seyid Nizamoğlu yürü İnleyerek zarı zarı Hangi beldedeyse nuru Gel Muhammed'i bulalım.
Seyyidimiz, canımız, herşeyimiz, şefaat ümidimiz, edebi rehberimiz, Muhammed Mustafamıza yıldızlar adedince Salat-ü selam olsun...
|
|
|
|